Category

Keşfet

Category

Kardelen çiçekleri, Toros dağlarının en önemli hazinelerindendir. Manavgat’ın yüksek bölgelerinde, Toroslar’ın zirveleri, dünyanın en nadide çiçeklerinden olan Kardelenler’in doğal yayılış alanlarıdır.

Akseki ve İbradı dağlarında karların eremeye başlamasıyla birlikte, beyaz örtünün altından başlarını çıkarmaya başlayan Kardelenler, Yöre sakinleri olarak baharın müjdecisi olarak adlandırılır.  Kardelen ilkbaharın müjdecisidir. Umut verir. Her ne kadar soğuğu kesilmemiş olsa da, kışın bitecek olduğunu haber verir.

Kar kalkmadan dağlarda ve yamaçlarda karı delip çiçeğini açtığı için yöre halkı “Kardelen” adını vermiştir bu çiçeğe. Bilimsel adı Galanthus Vitalis’tir. Soğanlı bitkilerden olan kardelen, yüksek ısısı nedeniyle karı delip boy verebiliyor. Ve bu özelliği sayesinde ilkbaharın müjdecisi olarak kabul edilir.

Kardelen’in yaygın efsanesi ise şöyledir; yıllar evvel birbirini çok seven iki çiçek varmış. Bunlardan erkek olan, sevgilisini o kadar çok seviyormuş ki; baharda açtıklarında diğer çiçeklerden onu kıskanıyormuş. Buna dayanamayan erkek çiçek baharda binlerce çiçeğin içinde açmak ve kalabalığın içinde kaybolmak yerine kışın dondurucu soğuğunda açarak canından çok sevdiği sevgilisini daha fazla görmeyi hayal etmiş. Yine bahar gelmiş, bütün çiçekler toprağı yedi renge boyamışlar. Erkek çiçek kışın kurduğu hayallerini anlatmış. Dişi çiçek sevgilisinin fikirlerini çok beğenmiş, bir daha ki sefere hiç kimsenin açmaya cesaret edemediği, kışın dondurucu soğuğunda açmak için sözleşmişler. Bahar bitmiş, yaz geçmiş, kış gelmiş. Sevgilisine kavuşma hayali ile yerinde duramayan erkek çiçek, karın bir yorgan gibi kapladığı toprağı delerek yeryüzüne çıkmış. Bembeyaz karlar içinde o renkleriyle göz kamaştıran sevgilisini aramış…

Ama bulamamış. Ümidini yitiren erkek çiçek bir süre sonra üzüntüsünden boynunu eğmiş ve soğuğun şiddetine daha fazla dayanamamış ve hayatını kaybetmiş. İşte o günden sonra aşkı için kışın dondurucu soğuğuna bile aldırmadan karların içinde açan çiçeğe KARDELEN ve ona sadık kalmayıp aldatan sevgiliye HERCAİ adı verilmiş…

Baharın müjdecisi Kardelen

Manavgat’ta Yapılacaklar Listesi’ne Kardelenler’i de ekleyin

Kardelenlerin boyları 15-30 santimetre arasında değişir. Çiçeği beyaz renkte ve sapından aşağıya doğru sarkar. Batı dillerinde “Kar çanı” olarak da adlandırılır.

Dağlarda Kardelen çiçeklerinin açmasıyla birlikte tatlı bir telaş başlar. Akseki’nin Aldırbe, Çimi, Geyran ve Çanakpınarı yaylaları ile İbradı’nın Sülek Yaylası kardelenlerin görsel şölenin en iyi izlenebileceği bölgelerdir.

Kardelenler, dağlarda yaklaşık bir ay çiçeklerini sergilerler. Şayet şubat ve mart aylarında Side ve Manavgat bölgesine yolunuz düşerse, deneyimli rehberler eşliğinde bölgeyi ziyaret etmenizi ve bu görsel şöleni izleminizi tavsiye ederiz.

Side tatili ile Side’nin binlerce yıllık tarih kokan sokaklarında yürürken zamanda bir yolculuğa çıkarsınız. Zamanın ayak izleri size Büyük İskender’in, Romalı konsül Publius Servilius’un ve acımasız korsanların maceralarına götürür.

Side, Antalya bölgesinde 12 ay boyunca tatil yapabileceğiniz, üzerinden güneşin hiç eksik olmadığı bir turizm beldesidir. Altın kumsalları boyunca dizilmiş lüks konaklama tesisleri size aradığınız her türlü konforu sunar.

Yeşil ve mavinin iç içe geçtiği Side ve çevresi, su sporlarından dağcılığa, tenisten futbola her türlü sporun yapılmasına olanak sağlar.

Side, canlı sosyal hayatı, alışveriş ve eğlence merkezleri ile her gelir grubundan insanın tercih ettiği bir tatil beldesidir.

Side Antik Kenti’nin girişinde sizleri Antik Tiyatro karşılar. Side Antik Tiyatrosu, kendine özgü mimarisiyle Anadolu'daki en önemli yapılardan birisidir.
Side Antik Kenti’nin girişinde sizleri Antik Tiyatro karşılar. Side Antik Tiyatrosu, kendine özgü mimarisiyle Anadolu’daki en önemli yapılardan birisidir.

Side Tarihçesi

Dilerseniz gelin sizinle Side’nin muhteşem tarihinde bir yolculuğa çıkalım;

Side, Antalya’nın 80 km doğusunda, Manavgat’ın 7 km güneybatısında bulunan bir yarımada üzerinde kurulmuştur.

Bugün Türkiye’nin en özel turizm destinasyonlarından biri olan Side, antik dönemde Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biridir.

Side, MÖ VI. yüzyılda tüm Pamfilya ile birlikte Lidya Krallığı’nın daha sonra Perslerin hâkimiyeti altına girmiştir. Büyük İskender’in Anadolu seferinde (MÖ 334) hiçbir direniş göstermeden kapılarını Makedonya kralına açan Side, daha sonraları İskender’in kurduğu büyük sikke basım merkezlerinden biri olmuştur.

Tarihi kaynaklar korsanlık faaliyetlerinin, özellikle de esir ticaretinin en önemli pazarının Side’de kurulduğunu yazmaktadır.

MÖ 138 yılında Suriye tahtına oturan sonraları ise “Sidetes” lakabını alan Antiokhos VII’nin gençliğinde öğrenim görmesi için Side’ye gönderilmesi, kentin Doğu Akdeniz’de ne denli önemli bir kültür merkezi olduğunun göstergesidir. Kentin bu parlak dönemi fazla uzun sürmemiştir. MÖ 1. yüzyılda Pisidya ve dağlık Kilikya bölgelerinde başlayan korsanlık, Pamfilya ve dolayısıyla Side’ye de atlamış, korsanlarla başa çıkamayan Sideliler liman ve pazarlarını onlara açmak zorunda kalmışlardır. Sonunda MÖ 78 yılında Romalı konsül Publius Servilius’un bölgeyi korsanlardan temizlemesi üzerine Side de Pamfilya’nın diğer kentleri gibi Roma İmparatorluğu’na bağlanmıştır.

MÖ 25 yılından sonra ise Augustus Pamfilya bölgesini doğrudan doğruya kendisine bağlı bir memurun yönettiği eyalet haline getirmiştir. Bu tarihten sonra Side Roma’ya bağlı eyaletin bir kentidir.

Harika bir kahvaltı, kumsal boyunca keyifli bir yürüyüş ve akşamları Side sokaklarında romantik bir gezinti...
Harika bir kahvaltı, kumsal boyunca keyifli bir yürüyüş ve akşamları Side sokaklarında romantik bir gezinti…

Ticaret ve liman kenti olarak tanınan Side Antik Kenti kalıntıları üzerinde 20. yüzyıl başlarında Giritli göçmenler tarafından Selimiye Köyü kurulmuştur. Bir yarımada üzerine kurulmuş olan Side diğer Pamfilya kentlerinde olduğu gibi şehrin ana kapısından başlayan bir anıtsal cadde boyunca uzanmaktadır. Kuzeydoğudaki “Büyük Kapı”dan başlayan ana cadde, Tiyatro önündeki kavis dışında hemen hemen düz bir çizgi şeklinde yarımada boyunca ilerleyerek tapınaklar yakınında büyük bir meydanla sona erer. Kentin ikinci büyük caddesi de “Büyük Kapı”dan kentin güneyine doğru uzanmaktadır. Her iki cadde de sütunlu olup, iki taraflarında korint başlıklı sütunlu portikler ve bunların gerisinde de bir sıra dükkân vardır.

Side tatili için eşsiz altın kumsalları ve eğlenceli tesisleri ile Süral Otelleri tatilinizin daha da keyifli geçmesini sağlayacaktır. Rezervasyon fırsatlarını sakın kaçırmayın.

Kaynak: Antalya Valiliği

Antalya’ya yolunuz düşerse mutlaka görmeniz gereken yapılardan biri Side Antik Tiyatrosu’dur. Side Antik Kenti’nin girişinde sizleri Antik Tiyatro karşılar. Side Antik Tiyatrosu kendine özgü mimarisiyle Anadolu’daki en önemli yapılardan birisidir.

Side Antik Tiyatrosu, Side Antik Kenti’nin yer aldığı yarımadanın merkezinde yer almaktadır. Tiyatronun Helenistik bir öncü yapısı olduğu halen kanıtlanabilmiş değildir. Roma Devri’nde yapı plan açısından Helenistik gelenekte yarım daireden taşan biçimde yapılmış olmasına karşın inşa tekniği açısından Roma mimarisi geleneğinde yapılmıştır.

Side’de tiyatronun arkasına destek teşkil edecek bir tepe bulunmadığı için bina çok üstün bir mimari teknikle yüksek kemerlere dayandırılmıştır. Bu tür yapım bütün Doğu Akdeniz bölgesinde tektir ve bu yönden dış görünüşü ile Batı Roma İmparatorluğu’nun büyük amfi tiyatrolarını andırmaktadır. Bizanslılar döneminde tiyatro Hristiyan ayinleri için de kullanılmıştı. Tiyatro 15 binden fazla izleyici kapasiteye sahiptir.

Caveanın (oturma sıraları) diazomaya (basamakların ortasındaki yol) kadar olan kısmı bir yamaca yaslanmış; üst kısım ise tonozlar üzerinde eğimli olarak şekillendirilmiş düzleme oturtulmuştur. Tiyatro bu özelliği ile Anadolu’nun tekil örneklerindendir. Sahne binası üç katlıdır. Süslemelerinde Antoninler Dönemi barok özelliği görülmektedir. Birinci katın podyumunda Dionysos Frizi yer alır. Frizde şarap tanrısı ve tiyatronun hâkimi Dionysos’un hayatı, batıdan doğuya doğru kronolojik olarak anlatılmakta ve doğu uçta Gigantomakhia ile sonuçlanmaktadır. Sahne binasının cephesi, mimari süslemeler ve heykellerle oldukça hareketlendirilmiştir.

Side Antik Tiyatrosu, Antalya’yı ziyaret eden misafirlerin en çok ziyaret ettiği mekanların başında gelmektedir. Tiyatroda yaz döneminde konser ve çeşitli sanatsal etkinlikler de düzenlenmektedir. Side Dünya Müzikleri Festivali ve Türk- Rus Klasik Müzik Festivali 2019 yılında öne çıkan etkinlikler oldu. Iyeoka, Vladimir Spivakov, Anna Aglatova ve Fazıl Say konserleri ile dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattılar.

Şarkıcı Iyeoka’yı Ağlatan Tiyatro

Simply Falling adlı şarkısıyla uzun süre dünya listelerinde ilk sırada kalan Iyeoka, Side Dünya Müzikleri Festivali’nde konser verdi. Side Antik Tiyatro’da sahneye çıkan Iyeoka, “Burası gerçekten muhteşem bir yer. Burada tarihe dokunabiliyorum. Ağlamak istiyorum, çok etkilendim” dedi. “Uzun zamandır bu kadar duygulanmamıştım. 3 yaşından beri müziğe hep ilgim vardı ve ortaokul, lisede hep müzikle iç içeydim. Müziğe aşığım. Müzik yaparak bütün dünyayı gezdim; ama bugünkü heyecanımı ifade etmem mümkün değil. Böyle özel ve ilginç bir yerde çok daha fazla heyecanlıyım. Bunu gözlerimden anlayabilirsiniz. Burası gerçekten muhteşem bir yer. Burada tarihe dokunabiliyorum. Böylesine güzel bir atmosferde konser verdiğim için çok mutluyum. Ağlamak istiyorum, çok etkilendim” dedi.

Şayet Side tatiliniz sırasında şanslıysanız bu etkinliklerden birini izleyebilirsiniz. Side Antik Tiyatrosu’nda bir konser ya da tiyatro izlemek yaşamınız boyunca unutmayacağınız bir tatil anısı olacaktır.

Ziyaret Saatleri:

Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim): 08:30 – 19:30

Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan): 08:30 – 17:30

Kaynak: “Side Antik Tiyatrosu

Side’de gezilecek yerler ya da Side’de yapılacaklar diye arama yaptığınızda bir çok benzer nokta karşınıza çıkar ancak Side’ye ismini veren nar bahçelerini de gezilecek yerler listenize eklemeyi ihmal etmeyin. Tabi ki sadece gezmek yetmez bu lezzetli meyvelerin tadına bakmayı ve yerel üreticilerden nar ekşisi de almayı unutmayın.

Side'de Gezilecek Yerler: Nar Bahçeleri
Side’de Gezilecek Yerler: Nar Bahçeleri

Side’nin Simgesi: Bereket Sembolü Nar

Side’de nereye baksanız mitolojik bir sembol gözünüze çarpar. Bu semboller kimi zaman bir taş olur, kimi zaman bir kalıntı, kimi zaman bir yapı, kimi zamanda bir meyve: Nar…

Mayıs ayından itibaren kıpkırmızı açan eşsiz çiçekleriyle büyüler sizi nar, sanki başka bir alemden, masal ülkesinden gelmiştir. Adem’in Havva için nar topladığı, Paris’in Afrodit’i bir nar ile ödüllendirdiği söylenmektedir. Eski Mısırlılar narın “Dünyanın ilk meyvesi” olduğuna inanırlardı.

Mitolojide nar; bereketi, doğumu ve kadınlığı güçlü bir şekilde sembolize etmektedir. Yine bu nedenle nar, bereketin ve bir neslin devamlılığını ifade ediyor. 

Tauros ve Kimolos’un kızı olan “Side” tabiat ve bereket tanrıçasıdır. Efsaneye göre, bir gün Side küçük kızını da yanına alarak Nymphe’ler (su perileri) ile birlikte çiçek toplayıp çelenkler yapmak için, Melas (Manavgat) Vadisine gider. Güzel kokulu çiçekler, çevrelerinde uçuşan kuşlar ve melas Irmağı’nın durgun hali, içlerinde mutluluk ve coşku yaratmıştır. Nymphe’ler ile şarkı söyleyip dans ederek çiçek toplayan Side birden ince dallı, parlak yapraklı ve rengarenk çiçekli bir ağaç görür. Şimdiye kadar hiç böyle güzel bir ağaca rastlamamıştır. Yaklaşır ve en güzel dala elini uzatır; çok sevdiği güzel küçük kızına vermek için bu ağacın bir dalını koparır.

Ama nasıl olur? Daldan kan damlamaya başlamıştır… İşte o anda Side, bu ağacın, aslında kötü insanlardan kaçmak için ağaç biçimi almış bir Nymphe olduğunu anlar.

O an öyle üzülür ve korkar ki, hemen oradan uzaklaşmak ister… Bir de ne görsün? Ayakları yere çakılmış ve toprağa gömülmüş! Kımıldamak ister, zorlar başaramaz. O anda ayaklarından başlayarak gövdesi ince bir kabuk bağlamaya ve ağaç biçimi almaya başlar.

Çok üzülen Nymphe’ler ağlamaya başlarlar ve gözyaşlarıyla Side’nin taze köklerini ıslatırlar. Side, yaptığının büyük bir hata olduğunu belirterek, Nymphe’lere şöyle der: “Ben bundan sonra kan rengi zengin meyvemle tabiatın, yaşamın ve bereketin sembolü olacağım. Sevgili kızımı da sık sık buraya getirin ki gölgemde oynasın. Ve ona söyleyin: Sakın ola hiçbir çiçeği koparmasın ve hiçbir ağaca zarar vermesin. Belki her çiçek ve ağaç, biçim değiştirmiş bir tanrıdır…”

Side'nin Nar Bahçeleri

Side’nin Nar Bahçeleri

Side’de gezilecek yerler arasında bugün, Nar (Side) ağaçlarına az sayıda da olsa bahçelerde rastlayabilirsiniz. Süral Otellerinin nar bahçeleri ise mevsiminde ziyaret edenleri dalından fışkıran narlara hayran bırakıyor.

Nar meyvesi, sahip olduğu yüksek şeker ve antioksidanlar ile kıymetli bir meyve olmakla birlikte taze olarak tüketilen narın suyu kaynatılarak, nar ekşisi veya nar pekmezi de elde edilir. Süral Otellerinin mutfağında hazırlanan Akdeniz salatalarında da nar ekşisinin eşsiz tadı lezzete lezzet katmaktadır.

Side’ye ismini veren, Side ile özdeşleşen nar meyvesi bugün Side’de Süral Grubunun bahçelerinde üretilmekte ve dünya’ya dağılmaktadır. Eğer kıpkırmızı narları dalında görmek ve tatmak isterseniz bu isteğinizi otel görevlilerimize iletmeyi unutmayın…

Bereket sembolü olan nar meyvesini Side’ye gelen konukların tatması bir gelenektir. Side’de gezilecek yerler listenize mutlaka Nar bahçelerini de ekleyin.

Aspendos, Antalya turizminin en önemli çekim merkezlerinden biridir. Akustik yapısı ile hayranlık uyandırmaktadır. Günümüzde konser ve tiyatro temsillerinin yanı sıra, her yıl Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’ne de ev sahipliği yapmaktadır.

Aspendos, sadece Anadolu’nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi korunagelmiş Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür. Tarihçiler Aspendos’ta yetiştirilen atların tüm Yakındoğu ve Akdeniz dünyasının en aranır atları olduğunu yazarlar.

Akdenizin en görkemli yapısı: Aspendos

Antalya – Alanya karayolunun 44’üncü kilometresinden kuzeye dönen yolun 2’nci kilometresinde yer alan Aspendos şehri, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik Eurymedon) yakınlarındaki tepe düzlüğünde kurulmuştur. Akdeniz ile ulaşımını ve gelişmesini yakınındaki nehre ve dolayısıyla çevresindeki bereketli topraklara borçlu olan Aspendos’ta bugün çoğunlukla tiyatro ve suyolları ziyaret edilir. Şehre ait diğer yapıların kalıntıları ise tiyatronun yaslandığı tepenin düzlüğünde yer alır.

On bin kişi kapasiteli Tiyatro gerek mimari özellikleri gerekse iyi koruna gelmişliği ile Roma Devri tiyatrolarının günümüzdeki en seçkin temsilcilerinden biridir. İmparator Marcus Aurelius devrinde (İ.S. 161–180) Theodoros’un oğlu mimar Zenon tarafından inşa edilmiştir. Girişin iki anında Grekçe ve Latince yazıtlardan Curtius Crispinus ve Curtius Auspicatus adlı şehrin zengini iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Aspendos Tiyatrosu’nun yanında şehrin ziyaret edilebilir en önemli kalıntıları antik su kemerleridir. Aspendos suyolu sistemi antik suyollarının günümüze dek koruna gelmiş en iyi örneklerinden biridir. En az Aspendos tiyatrosu kadar görkemli bu yapıları mutlaka görmelisiniz. Antalya-Alanya yolunun 44 kilometresinden kuzeye dönen yolu izleyerek gidebilirsiniz. Antalya’ya 50, Side’ye 35 km uzaklıktadır.

Aspendos Efsanesi;

Efsaneye göre; Aspendos kralının Belkıs adında dünyalar güzeli bir kızı varmış. Kentin iki ünlü mimarı da Belkıs’a aşıktır. Kral kızını hangi damat adayıyla evlendireceğine karar veremeyince bir yarışma düzenler. Mimarları yanına çağırıp onlara “Hanginiz Aspendos kenti için yararlı ve güzel bir eser yaparsa kızım onunla evlenecek” der.

Mimarlar uzun ve yoğun çalışma sonucu eserlerini krala sunar. Mimarlardan biri kentin su ihtiyacını karşılamak adına kente su kemerleri inşa etmiştir. Diğeri de görkemli bir tiyatro inşa etmiştir.

Kral bu iki eserin muhteşemliği karşısında karar vermekte zorlanır ve kızını en çok kimin sevdiğini anlamak için bir oyun oynar.

Mimarlara “İkinizde çok yararlı eserler yaptınız bunun için sözümü tutup kızımı ortadan ikiye böleceğim ve bir yarısını birinize diğer yarısını diğerinize verip evlendireceğim” der.

Mimarlardan biri güzeller güzeli Belkıs’ın ortan ikiye bölünmesine razı olmayıp “Ben vazgeçtim, kızınızı rakibime verin” demiş. Kral da kızının bölünmesine razı olmayacak kadar çok seven mimarın o olduğunu düşünerek kızının bölünmesini istemeyen mimarla evlendirir.

Bir başka inanış da kralın kızını ikiye böldüğü ve bu yüzden Aspendos Tiyatrosu’nda yarım bir kız heykeli bulunduğu şeklindedir.

Ziyaret Saatleri  – Yaz Dönemi: 08:30-19:30 (15 Nisan-2 Ekim)

Ziyaret Saatleri  – Kış Dönemi: 08:30-17:30 (3 Ekim-14 Nisan)

Kaynak: Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Manavgat’ın Evrenseki Mahallesi’nde bulunan Özel Yörük Müzesi, ziyaretçilere yörenin geçmişinden günümüze önemli kesitler sunuyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı’na bağlı Özel Yörük Müzesi’ni haftanın her günü 08.30-17.30 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Yaklaşık 4 bin metrekare alana kurulu olan müzede 2 kapalı sergi galerisi, açık hava sergi alanı, 3 yörük çadırı, 1 eser deposu, 1 konferans salonu, 1 atölye ve engelli kullanımına uygun tuvalet bulunuyor. Bu alanlarda bine yakın atalarımızın eskiden kullandığı eserler sergileniyor.

Türkiye’nin en önemli müzelerinden biri olan Antalya Müzesi’nin kuruluşu Birinci Dünya Savaşı yıllarına uzanır. Öğretmen Süleyman Fikri Bey 1919’da kent merkezindeki eski eserleri toplayarak Antalya Müzesi’ni kurma yoluna gider. 1922’de Alaeddin Camii’nde kurulan müze, 1972’de bugün Konyaaltı Caddesi üzerindeki binasına taşınır. 13 teşhir salonu, çocuk bölümü ve açık hava galerilerinden oluşan Antalya Müzesi, sahip olduğu koleksiyonlar ile cazibe merkezidir.

1988 yılında Avrupa Konseyi Özel Ödülü’nü alan Müzede sergilenen eserlerin tamamı yöreye aittir. Müzede doğa tarihi ve prehistorya koleksiyonu, tanrı ve imparator heykelleri, mezar kültlerine ait eserler, sikkeler, mozaik ve ikonalar ile etnografya eserleri görülebilir.

Antalya Müzesi’ni Ziyaret Etmek İçin 7 Neden

1- Çocuk Bölümü

Antik çağdan günümüze oyuncaklar, kumbaralar, günümüzde kaybolan mesleklerin ve dükkanların minyatürleri küçük ziyaretçiler kadar büyüklerin de ilgisini çekiyor.

2- Perge Salonu

Dansçı Heykeli, İmparator Lucius Verus, İmparator Hadrian, İmparator Traian, Perge’nin Kadın Belediye Başkanı Plancia Magna ve Üç Güzeller. Antalya’nın Aksu ilçesi sınırları içindeki Perge Antik Kenti’nde bulunan paha biçilmez eserler, kendileri için hazırlanan özel salonda ziyaretçilere görsel bir şölen sunuyor.

3- Tanrılar ve Tanrıçalar Salonu

Dönemlerinin usta heykeltraşları tarafından tasarlanan;  Aphrodite, Avlanan Artemis, Athena Hera, Zeus, Hermes, Nemesis, Kalkanlı Aphrodite, İsis ve Apollon heykelleri Antalya Müzesi’nin en değerli koleksiyonlarından birini oluşturuyor.

4 – Yorgun Herkül

Üst tarafı 40 yıl önce Perge Antik Kenti’nden kaçırıldıktan sonra, izine ABD’nin Boston Müzesi’nde rastlanan ve uzun uğraşlar sonucu 2011 yılında Türkiye’ye getirilerek Antalya Müzesi’ndeki alt yarısı ile birleştirilen “Yorgun Herakles” heykeli “Lahitler bölümü”nde sergileniyor.

5 – Lahitler Salonu – Herakles Lahdi

Perge Antik Kenti’nden 1960’lı yıllarda kaçırılıp İsviçre’de ele geçirilen, Roma Dönemi’ne ait, üzerinde üzerinde Yunan mitolojisinde Herakles, Roma mitolojisinde Herkül olarak bilinen mitolojik kahramanın 12 görevini betimleyen mermer lahit, Roma dönemi MS 2’nci yüzyıla tarihleniyor. 235 santimetre boyunda ve 112 santimetre genişliğindeki eser, Antalya Müzesi’ndeki Lahitler Salonu’nda sergileniyor.

6- Elmalı Hazinesi

18 Nisan 1984 tarihinde Antalya / Elmalı İlçesi’nin Bayındır Köyü’nde gerçekleştirilen kaçak kazılar sonucunda bulunan sikkelere yüzyılın definesi denmesinin en önemli nedeni; Yunanlılar Persleri yendikleri için bir anı parası çıkarmışlardı. Normal olarak o zaman para birimi bir drahmi, en fazla 4 drahmi iken anma nedeniyle 10 drahmilik para çıkarılmıştı (10 drahmilik para = Dekadrahmi). Bu sikkeler çok az sayıda basılmıştı ve 1984 yılına kadar dünyada sadece 13 tanesinin varlığı bilinmekte idi. Elmalı Definesi’nde ise bunlardan 14 tane bulunmaktaydı. Avrupa ve ABD’nde müzayede firmalarına, özel koleksiyonlara satılan Elmalı Sikkeleri 28 Nisan 1999 tarihinde Kültür Bakanlığı’nın girişimiyle Türkiye’ye getirildi.

Antalya Müzesi koleksiyonlarında Elmalı Definesi’nin yanı sıra, Side ve Aspendos Hazineleri de ilgi çekiyor.

7 – Akasyalar ve tarihi eserler arasında çay ve kahve keyfi

Antalya Müzesi’nin bahçesi ziyaretçilerin keyifle dinlendikleri bir mekan. Tarihi eserlerin yer aldığı bahçede dilerseniz, Akdeniz ve Beydağları’nın eşşiz manzarası eşliğinde çay ve kahve içebilirsiniz.

Kaynak: http://www.fullantalya.com/antalyamuzesi/

Side Canavar Otu, Side sahil şeridi ile ormanlık alanlarında yayılış gösteriyor ve dünyada yalnızca bu bölgede yaşıyor.

Antalya, bitki biyoçeşitliliği açısından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden biri. Ülke genelinde bugüne kadar tespit edilen yaklaşık 12 bin bitki çeşidinin dörtte biri Antalya sınırlarında yayılış gösteriyor. Bu zengin çeşitliliğin yaklaşık 600 türünün endemik olması bölgeyi daha da önemli hale getirirken, Antalya’nın bu alanda birçok Avrupa ülkesinden daha zengin.

Antalya Orkidelerini ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Derneği (ANTOK) Antalya’nın Beşi Bir Yerde projesi ile biyolojik zenginliğin korunarak geleceğe aktarılmasını hedefliyor.

Bu bitki türlerinden biri de Side Canavar Otu (Orobanche Sideana)

Diğer 4 bitki türü sırasıyla; Olimpos Safranı (Crocus Wattiorum), Kaputaş Andızotu(Inula Sechmenii), Kangay (Rhaponticoides Hierroi), Kemer Orkidesi (Ophrys Climacis).

Bu türlerden Kemer Orkidesi ve Olimpos Safranı Kemer ilçesinde, Kaputaş Andızotu Kaş Kaputaş Mağarası ve çevresinde, Kangay Antalya Doyran’daki Sinan Değirmeni ve yakın çevresinde, Side Canavar Otu ise Side sahil şeridi ile ormanlık alanlarında yayılış gösteriyor ve dünyada yalnızca adı geçen bölgelerde yaşıyor.

Side Canavar Otu.

Yolunuz Manavgat bölgesine düştüğünde, tarihi ve doğal güzelliklerin çağrısına kulak verin.

  • Köprülü Kanyon Milli Parkı ve Rafting
  • Side Antik Kenti ve Antik Tiyatro
  • Side Apollon Tapınağı’nda gün batımı
  • Altın renkli kumsallarda yürüyüş
  • Manavgat Nehri’nde tekne turu
  • Aspendos Tiyatrosu ve Su Kemerleri
  • Side Müzesi
  • Manavgat Şelalesi
  • Lyrbe (Seleukeia) Antik Kenti
  • Tazı Kanyonu
  • Selge Antik Kenti
  • Manavgat Kent Müzesi
  • Side Su Altı Müzesi

Köprülü Kanyon’da kar sularında adrenalin dolu bir maceraya ne dersiniz.

Manavgat Köprülü Kanyon, Türkiye’nin en popüler rafting alanlarından biri. Dağların zirvelerinden süzülen kar sularının coşturduğu Köprülü Kanyon’da rafting yapmadan dönmeyin.

Doğanın kucağında unutamayacağınız bir macera yaşayacaksınız.

Antalya’nın Manavgat ilçesi sınırları içerisinde bulunan Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın adı, bugün rafting sporu ile özdeşleşmiş durumda. Sadece Türkiye’deki değil, tüm dünyada macera tutkunlarının en gözde doğa sporları merkezi. Milli parkın adı rafting ile anılsa da, bölge sahip olduğu doğal ve tarihi zenginlikler dolayısıyla “Dünya mirası” olarak nitelendiriliyor.

1973 yılında “Milli Park” ilan edildi. Yaklaşık 36 bin 614 hektar olan Kanyon, adını Toros Dağları’ndan doğarak doğa harikası kanyonlardan geçen Serik’in güneyinden Akdeniz’e dökülen Köprüçay’dan alıyor.

Bolaşan Köyü ile Beşkonak arasında meydana getirdiği vadi, 14 km uzunluğu ve 100 metreyi aşan duvarlarıyla ülkemizin en uzun kanyonu. Bu kanyona ismini veren Oluk Köprü M.S. 2. Yüzyıl’da yapılmış. Yüzyıllardır Köprüçay’a kafa tutarak ayakta duran köprü bugün hala kullanılıyor.

Köprülü Kanyon Milli Parkı, Köprüçay’ın bir kısmını ve tarihi Selge kentini de kapsıyor. Milli park, ülkemizdeki en büyük Akdeniz servisi ormanı olma özelliği yanında, kızılcam, karaçam, sedir, köknar, meşe çeşitleri ve yabani zeytinlikler ile yaban hayatı açısından da zengin. Alageyik, yaban keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, tilki, tavşan ve çeşitli kuş türleri mevcut. Köprüçay’ın üst kısımlarında kırmızı benekli alabalık, diğer kısımlarında kefal yaşıyor. Dünyanın sadece bu bölgesinde yetişen 10 bitki türü var. Türkiye’de sadece bu bölgede bulunan bir tür ciğerotu ve bir tür karayosunu buluyor. 800-1000 yıllık geçmişi olan 400 hektarlık tabi bir servi topluluğunun dünyadaki en büyük yayılım alanı da bu kanyon.

8-10 kişilik botlarda rehber eşliğinde rafting yapabileceğiniz gibi, iki veya tek kişilik kanolarla kayaking de yapabiliyorsunuz. Size düşen, mayo ve ıslanabilir ayakkabınızı getirmek. Kask, kürek, can yeleği ve bot firmalar tarafından veriliyor.

Daha fazla bilgi için acenteniz ile bağlantı kurabilirsiniz.